Edebi Türler: Roman, Şiir, Tiyatro

Türk Edebiyatında Önemli Romanlar, Şiirler ve Tiyatro Eserleri

Türk edebiyatı, yüzyıllar boyunca zengin bir miras bırakmış, farklı dönemlerde ortaya çıkan sayısız eserle kültürel kimliğimizin ve sanatsal ifademizin temel taşlarından biri olmuştur. Bu makale, Türk edebiyatının en önemli türleri olan roman, şiir ve tiyatro alanındaki öncü eserleri ve bu eserlerin Türk düşünce ve sanat dünyasındaki yerini kapsamlı bir şekilde inceleyecektir. Edebiyatımızın köklerinden günümüze uzanan bu serüven, hem estetik bir zevk sunar hem de toplumun geçirdiği değişimleri, bireyin iç dünyasını ve evrensel temaları anlamamızı sağlar.

🎯 Bu Derste Öğrenecekleriniz
  • Türk edebiyatının temel edebi türleri olan roman, şiir ve tiyatronun gelişim dönemlerini ve özelliklerini kavrayacaksınız.
  • Her bir edebi türde öne çıkan önemli yazar ve şairleri tanıyacaksınız.
  • Türk edebiyatının dönüm noktası kabul edilen başlıca roman, şiir ve tiyatro eserlerini listeleyebileceksiniz.
  • Eserlerin yazıldığı dönemin toplumsal ve kültürel bağlamını analiz edebileceksiniz.
  • Türk edebiyatının estetik ve tematik zenginliğini takdir etme becerisi kazanacaksınız.
📌 Bu Konuda Bilmeniz Gerekenler
  • Türk edebiyatı, Tanzimat Dönemi ile Batılı anlamda roman ve tiyatroya geçiş yapmıştır.
  • Şiir, Divan ve Halk edebiyatı geleneğinden modern dönemlere kadar farklı akımlarla zenginleşmiştir.
  • Roman, bireyin iç dünyasından toplumsal gerçekliğe kadar geniş bir yelpazeyi ele almıştır.
  • Tiyatro, hem geleneksel formları hem de Batılı sahne tekniklerini barındırır.
  • Önemli yazarlar ve eserler, Türk toplumunun tarihsel ve kültürel gelişimini yansıtır.

Türk Edebiyatında Romanın Gelişimi ve Önemli Eserler

Roman, modern Türk edebiyatının en dinamik ve toplumsal değişimleri en iyi yansıtan türlerinden biridir. Batılılaşma süreciyle birlikte edebiyatımıza giren bu tür, Tanzimat Dönemi’nden günümüze kadar büyük bir evrim geçirmiştir. Türk romanı, başlangıçta ahlaki ve didaktik bir işleve sahipken, zamanla bireyin psikolojisine, toplumsal sorunlara ve evrensel temalara odaklanarak derinleşmiştir.

💡 İpucu: Romanları okurken, eserin yazıldığı dönemin siyasi ve sosyal koşullarını araştırmanız, olay örgüsünü ve karakterlerin motivasyonlarını daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır.

Tanzimat Dönemi Romanı: İlk Adımlar

Türk edebiyatında romanın ilk örnekleri, Tanzimat Dönemi’nde verilmiştir. Bu dönemde yazarlar, Batı’dan alınan tekniklerle yeni bir anlatı türünü denemişlerdir. İlk romanlar genellikle didaktik özellikler taşır, yanlış Batılılaşma, vatan sevgisi, hürriyet gibi temaları işlerdi.

📖 Örnek

Namık Kemal’in ‘İntibah’ (1876) eseri, Türk edebiyatının ilk edebi romanlarından kabul edilir. Eserde, Ali Bey’in düşüşü üzerinden ahlaki değerlerin yozlaşması ve yanlış aşkın yıkıcı etkileri anlatılır. Recaizade Mahmut Ekrem’in ‘Araba Sevdası’ (1896) ise ilk realist roman örneği olarak bilinir ve Bihruz Bey karakteriyle alafranga züppe tipini eleştirel bir dille işler.

Servet-i Fünun ve Milli Edebiyat Dönemi Romanı

Servet-i Fünun Dönemi (Edebiyat-ı Cedide), roman tekniği açısından önemli gelişmelerin yaşandığı bir süreçtir. Bu dönemde realizm ve natüralizm akımları etkili olmuş, romanlar daha sağlam bir kurgu ve karakter derinliği kazanmıştır. Milli Edebiyat Dönemi ise Anadolu’ya yönelişi ve milliyetçi temaları ön plana çıkarmıştır.

Halit Ziya Uşaklıgil’in ‘Aşk-ı Memnu’ (1900) eseri, Batılı anlamda ilk modern romanımız olarak kabul edilir. İstanbul’un zengin konaklarında yaşanan yasak bir aşkın trajik sonuçlarını psikolojik derinlikle işler. Bu dönemin bir diğer önemli romancısı Mehmet Rauf’un ‘Eylül’ (1901) adlı eseri ise edebiyatımızdaki ilk psikolojik roman örneğidir. Milli Edebiyat döneminde ise Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ‘Yaban’ (1932) romanı, Kurtuluş Savaşı yıllarındaki aydın-halk çatışmasını çarpıcı bir şekilde gözler önüne serer. Halide Edip Adıvar’ın ‘Sinekli Bakkal’ (1936) ise geleneksel Türk toplumunun değişimini, Doğu-Batı çatışmasını ve kadınların toplumdaki yerini ele almasıyla dikkat çeker.

ℹ️ Bilgi: ‘Yaban’ romanı, Türk aydınının Anadolu insanına uzaklığını ve köy gerçekliğini sert bir dille eleştirmesiyle edebiyatımızda önemli bir tartışma başlatmıştır.

Cumhuriyet Dönemi Romanı: Çeşitlilik ve Derinleşme

Cumhuriyet Dönemi, Türk romanının en zengin ve çeşitli dönemidir. Bu süreçte köy gerçekliğinden bireyin iç dünyasına, toplumcu gerçekçilikten modernizme ve postmodernizme kadar pek çok farklı eğilim ve tema işlenmiştir. Yazarlar, toplumsal değişimleri, siyasi çalkantıları, bireysel kimlik arayışlarını ve varoluşsal sorunları romanlarına taşımışlardır.

Peyami Safa’nın ‘Yalnızız’ (1951) adlı eseri, bireyin modern dünyadaki yalnızlığını ve iç çatışmalarını felsefi bir derinlikle ele alır. Sabahattin Ali’nin ‘Kuyucaklı Yusuf’ (1937) romanı, Anadolu’daki ağalık düzenini, adaletsizliği ve aşkı gerçekçi bir dille anlatır. Orhan Kemal’in ‘Bereketli Topraklar Üzerinde’ (1954) ve Yaşar Kemal’in ‘İnce Memed’ (1955) gibi eserler, Çukurova’nın yoksul köylülerinin yaşam mücadelesini ve eşkıyalık geleneğini destansı bir dille işler. Bu eserler, toplumcu gerçekçi edebiyatın önemli temsilcileridir.

Modern ve postmodern roman anlayışının önemli isimlerinden Oğuz Atay’ın ‘Tutunamayanlar’ (1972) eseri, Türk edebiyatında bir dönüm noktasıdır. Bireyin yabancılaşmasını, aydınların çıkmazlarını ve geleneksel roman yapısını sorgulayan bu eser, deneysel anlatım teknikleriyle öne çıkar. Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Orhan Pamuk’un ‘Kara Kitap’ (1990) romanı ise postmodern anlatım teknikleriyle Doğu-Batı sentezini, kimlik arayışını ve İstanbul’un gizemli atmosferini ele alır. Ayrıca Adalet Ağaoğlu’nun ‘Ölmeye Yatmak’ (1973) eseri, Cumhuriyet’in ilk aydın kadın kuşağının iç çatışmalarını ve Türkiye’nin yakın tarihini çok katmanlı bir yapıyla sunar.

⚠️ Dikkat: Cumhuriyet Dönemi romanları oldukça çeşitlidir. Bir yazarın tüm eserleri aynı akıma veya temaya dahil olmayabilir. Genel eğilimleri öğrenmek, yazarın diğer eserlerini anlamanıza yardımcı olacaktır.

Türk Şiirinin Zamansal Yolculuğu ve Unutulmaz Şiirler

Türk şiiri, İslamiyet öncesi dönemden günümüze kadar uzanan köklü bir geçmişe sahiptir. Divan şiiri ve Halk şiiri gelenekleri, yüzyıllarca varlığını sürdürmüş, Tanzimat’la birlikte Batı etkisinde yeni bir yola girerek Cumhuriyet döneminde büyük bir çeşitliliğe ulaşmıştır. Şiir, Türk insanının duygularını, düşüncelerini, inançlarını ve toplumsal olayları en yoğun şekilde ifade ettiği bir sanat dalı olmuştur.

Divan Şiiri ve Halk Şiiri: Köklü Gelenekler

Divan şiiri, saray ve medrese çevresinde gelişmiş, Arap ve Fars edebiyatının etkisiyle ortaya çıkmış, estetik ve biçimsel mükemmeliyetçiliği ön planda tutan bir şiir geleneğidir. Gazel, kaside, mesnevi gibi nazım şekilleri kullanılmıştır. Halk şiiri ise anonim veya ozanlar tarafından sözlü gelenekle yaşatılmış, sade bir dille aşk, doğa, kahramanlık ve tasavvuf gibi temaları işlemiştir. Koşma, semai, mani, destan gibi nazım türleri yaygındır.

📖 Örnek

Divan şiirinin en büyük temsilcilerinden Fuzûlî’nin ‘Su Kasidesi’, Hz. Muhammed’e duyulan aşkı ve özlemi eşsiz bir lirizmle ifade eder. Halk şiirinin zirve isimlerinden Yunus Emre’nin şiirleri ise tasavvufi aşkı, insan sevgisini ve hoşgörüyü sade ve derin bir dille anlatır. Karacaoğlan’ın koşmaları ise doğa, aşk ve gurbet temalarını içten bir anlatımla işler.

Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Modern Şiir

Tanzimat Dönemi ile birlikte Türk şiirine Batı etkisi girmeye başlamış, içerik olarak özgürlük, adalet gibi kavramlar işlenirken, biçimsel olarak da yeni arayışlar ortaya çıkmıştır. Servet-i Fünun, Fecr-i Ati ve Milli Edebiyat dönemleri, şiirde hem tematik hem de yapısal değişimlere sahne olmuştur.

Tevfik Fikret’in ‘Sis’ (1902) şiiri, İstanbul’a duyulan öfke ve hayal kırıklığını sembolist bir üslupla dile getirir. Mehmet Akif Ersoy’un ‘Safahat’ adlı eseri, özellikle ‘Çanakkale Şehitlerine’ gibi bölümleriyle milli ve manevi değerleri, toplumsal gerçekleri işler. Yahya Kemal Beyatlı’nın ‘Sessiz Gemi’ (1926) gibi şiirleri ise neoklasik bir yaklaşımla ölüm, İstanbul sevgisi ve geçmişe özlem temalarını kusursuz bir ahenk ve musikiyle harmanlar.

Cumhuriyet Dönemi Şiiri: Akımlar ve Temsilciler

Cumhuriyet Dönemi Türk şiiri, Garip Akımı (Birinci Yeni), İkinci Yeni, Toplumcu Gerçekçi şiir, Maviciler, Hisarcılar gibi pek çok farklı akımın ve bireysel şairlerin eserleriyle zenginleşmiştir. Bu dönemde şiirde serbest nazım yaygınlaşmış, dil ve tema çeşitliliği artmıştır.

Toplumcu gerçekçi şairlerden Nazım Hikmet Ran’ın ‘Memleketimden İnsan Manzaraları’ (1966) adlı eseri, Türk toplumunun panoramik bir görünümünü sunan destansı bir yapıttır. Orhan Veli Kanık’ın ‘Garip’ (1941) adlı şiir kitabı, şiire getirdiği yenilikçi ve sıradanlığı yücelten yaklaşımıyla edebiyatımızda bir dönüm noktası olmuştur. Cemal Süreya’nın ‘Üvercinka’ (1958) gibi eserleri ise İkinci Yeni’nin soyut, imgelerle dolu ve kapalı anlatımını en iyi şekilde temsil eder. Mistisizmi ve metafizik duyarlılığı şiirine taşıyan Sezai Karakoç’un ‘Mona Roza’sı ise modern Türk şiirinin unutulmaz lirik örneklerindendir.

💡 İpucu: Şiirleri okurken sadece anlamlarına değil, seslerine, ritimlerine ve imgelerine de odaklanın. Bir şiiri yüksek sesle okumak, onun musikiğini daha iyi kavramanıza yardımcı olabilir.

Türk Tiyatrosunun Sahneye Yansıyan Tarihi ve Öncü Eserler

Türk tiyatrosu, geleneksel kökleriyle Batılı anlamdaki modern tiyatronun birleştiği zengin bir yapıya sahiptir. Karagöz, Orta Oyunu, Meddah gibi geleneksel seyirlik oyunlar, yüzyıllarca halkı eğlendirmiş ve düşündürmüştür. Tanzimat Dönemi ile birlikte Batı tiyatrosu örnek alınarak sahne sanatları modern bir kimlik kazanmıştır. Cumhuriyet Dönemi’nde ise tiyatro, toplumsal sorunları ele alan ve deneysel yaklaşımları benimseyen önemli eserlere ev sahipliği yapmıştır.

Geleneksel Türk Tiyatrosu: Kökenler

Geleneksel Türk tiyatrosu, yazılı bir metne dayanmaktan çok doğaçlamaya ve seyirciyle etkileşime önem veren bir yapıya sahiptir. Bu türler, genellikle açık alanlarda veya halkın toplandığı yerlerde sergilenir, güldürü unsurlarıyla toplumsal eleştiriyi birleştirirdi.

📖 Örnek

Karagöz ve Hacivat gölge oyunu, mizahi diyaloglar ve yanlış anlamalar üzerine kurulu, Türk kültürünün sembolleşmiş geleneksel tiyatro formudur. Orta Oyunu ise bir meydanda sergilenen, tuluata dayalı, Karagöz’ün canlı oyuncularla oynanan versiyonu gibidir. Bu oyunlarda Kavuklu ve Pişekâr gibi ana karakterler üzerinden toplumsal tipler ve eleştiriler işlenirdi. Meddah ise tek kişilik bir gösteri olup, bir hikaye anlatıcısının farklı ses ve taklit yetenekleriyle seyirciyi eğlendirmesine dayanır.

Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Tiyatro

Tanzimat Dönemi, Batılı anlamda tiyatronun Türk edebiyatına girdiği ve ilk modern oyunların yazıldığı dönemdir. Tiyatro, bu dönemde halkı eğitme ve aydınlatma aracı olarak görülmüştür. Sahne teknikleri ve oyunculuk anlayışı da Batı standartlarına göre şekillenmeye başlamıştır.

Şinasi’nin ‘Şair Evlenmesi’ (1860), Türk edebiyatının ilk Batılı anlamda tiyatro eseri ve ilk töre komedyasıdır. Görücü usulü evliliğin eleştirisini mizahi bir dille yapar. Namık Kemal’in ‘Vatan Yahut Silistre’ (1873) adlı oyunu ise vatan sevgisi ve kahramanlık temalarını işleyen bir dramdır. Bu oyunun sahnelenmesi büyük ilgi görmüş ve siyasi olaylara yol açmıştır, bu da tiyatronun toplumsal etkisini göstermiştir.

Cumhuriyet Dönemi Tiyatrosu: Çağdaş Yorumlar

Cumhuriyet Dönemi tiyatrosu, hem tematik hem de biçimsel açıdan büyük bir gelişim göstermiştir. Yerleşik tiyatro kurumlarının kurulmasıyla birlikte oyun yazarları, toplumsal sorunlara, bireysel dramlara, modern insanın çıkmazlarına ve evrensel temalara odaklanmıştır. Absürt tiyatro, epik tiyatro gibi akımların da etkisi görülmüştür.

Haldun Taner’in ‘Keşanlı Ali Destanı’ (1964), edebiyatımızdaki ilk epik tiyatro örneğidir. Gecekondu ortamında geçen bu müzikal oyun, toplumsal adaletsizlikleri ve halkın kahraman yaratma eğilimini mizahi ve eleştirel bir dille ele alır. Güngör Dilmen’in ‘Midas’ın Kulakları’ (1959) adlı eseri ise mitolojik bir konuyu modern bir bakış açısıyla işleyerek iktidar ve sanat ilişkisini sorgular. Turgut Özakman’ın ‘Duvarların Ötesi’ (1965) oyunu ise toplumsal sorunlara, hapishane yaşamına ve insan onuruna odaklanan çarpıcı bir dramdır. Bu eserler, Türk tiyatrosunun çağdaş yüzünü ve toplumsal duyarlılığını yansıtır.

ℹ️ Bilgi: Tiyatro eserlerini okumak kadar, onların sahnelenmiş hallerini izlemek de eserin ruhunu ve yazarın vermek istediği mesajı daha iyi anlamanıza olanak tanır.

Türk Edebiyatının Dönüşümünde Anahtar Kavramlar ve Akımlar

Türk edebiyatının bu zengin yolculuğunda, eserlerin yazıldığı dönemlerin edebi akımları ve anahtar kavramları büyük rol oynamıştır. Roman, şiir ve tiyatro, bu akımların etkisiyle farklı yönlere evrilmiş, kendine özgü bir kimlik kazanmıştır. Edebiyat akımları, yazarların dünyaya ve sanata bakış açılarını, kullandıkları anlatım tekniklerini ve işledikleri temaları derinden etkiler.

Realizm ve Natüralizm: Özellikle Tanzimat sonrası romanda ve tiyatroda etkili olan bu akımlar, gerçekliği olduğu gibi yansıtmayı, gözleme ve belgeye dayanmayı esas almıştır. Halit Ziya, Mehmet Rauf ve Hüseyin Rahmi Gürpınar gibi yazarlar bu akımların önemli temsilcileridir. Toplumsal sorunlar, çevre betimlemeleri ve karakterlerin psikolojik derinlikleri bu akımların temelini oluşturur.

Romantizm: Tanzimat’ın ilk dönemlerinde şiir ve tiyatroda görülen romantizm, duygu ve hayal gücünü ön plana çıkarmıştır. Namık Kemal’in eserlerinde vatan, hürriyet gibi yüce duyguların coşkulu anlatımı romantik özellikler taşır. Bu akım, bireyin özgürlüğünü ve kahramanlık duygusunu vurgular.

Sembolizm: Servet-i Fünun döneminde şiirde etkili olan sembolizm, anlamı kapalı, musikiye ve imgeye dayalı bir şiir anlayışını beraberinde getirmiştir. Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin gibi şairler, şiirlerinde sembollerle duygu ve düşüncelerini ifade etmişlerdir.

Toplumcu Gerçekçilik: Özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde roman, hikaye ve tiyatroda görülen bu akım, toplumun alt tabakalarının sorunlarını, işçi-köylü yaşamını, adaletsizlikleri ve sömürüyü ele almıştır. Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Nazım Hikmet gibi yazarlar bu akımın önde gelen temsilcileridir.

Modernizm ve Postmodernizm: 1950’lerden sonra Türk edebiyatında etkisini gösteren bu akımlar, geleneksel anlatı yapılarını sorgulamış, bireyin iç dünyasına, varoluşsal sorunlara, yabancılaşmaya ve üstkurmacaya odaklanmıştır. Oğuz Atay ve Orhan Pamuk gibi yazarlar, bu akımların Türk edebiyatındaki öncü isimleridir. Bu eserler, okuyucuyu aktif bir yorumlama sürecine dahil eder.

Eser Adı Yazar Tür Dönem / Akım
İntibah Namık Kemal Roman Tanzimat Dönemi (Romantizm)
Aşk-ı Memnu Halit Ziya Uşaklıgil Roman Servet-i Fünun (Realizm)
Yaban Yakup Kadri Karaosmanoğlu Roman Milli Edebiyat (Gerçekçilik)
İnce Memed Yaşar Kemal Roman Cumhuriyet Dönemi (Toplumcu Gerçekçilik)
Tutunamayanlar Oğuz Atay Roman Cumhuriyet Dönemi (Modernizm / Postmodernizm)
Su Kasidesi Fuzûlî Şiir Divan Edebiyatı
Sessiz Gemi Yahya Kemal Beyatlı Şiir Cumhuriyet Öncesi (Neoklasizm)
Memleketimden İnsan Manzaraları Nazım Hikmet Ran Şiir Cumhuriyet Dönemi (Toplumcu Gerçekçilik)
Garip Orhan Veli Kanık Şiir Cumhuriyet Dönemi (Garip Akımı)
Şair Evlenmesi Şinasi Tiyatro Tanzimat Dönemi (Töre Komedyası)
Keşanlı Ali Destanı Haldun Taner Tiyatro Cumhuriyet Dönemi (Epik Tiyatro)
✏️ Kendinizi Test Edin
  1. Türk edebiyatında Batılı anlamda ilk roman ve ilk psikolojik roman örnekleri hangi eserlerdir ve yazarları kimlerdir?
  2. Garip Akımı’nın Türk şiirine getirdiği yenilikler nelerdir? Bu akımın öncü şairi kimdir?
  3. Geleneksel Türk tiyatrosunun başlıca formları nelerdir? Bu formların modern tiyatrodan farkları nelerdir?
  4. ‘Yaban’ romanının ana teması nedir ve hangi dönemin toplumsal gerçekliğini yansıtır?
  5. Türk edebiyatında modernizm ve postmodernizmin öncü roman yazarları kimlerdir? Bu akımların temel özellikleri nelerdir?
📝 Konu Özeti
  • Türk romanı, Tanzimat ile Batı’dan alınarak gelişmiş, Servet-i Fünun’da teknik derinlik kazanmış, Cumhuriyet döneminde ise tematik ve biçimsel çeşitliliğe ulaşmıştır.
  • Türk şiiri, Divan ve Halk edebiyatının köklü geleneğinden beslenerek Tanzimat sonrası modernleşme sürecine girmiş, Cumhuriyet döneminde Garip, İkinci Yeni gibi akımlarla zenginleşmiştir.
  • Türk tiyatrosu, Karagöz ve Orta Oyunu gibi geleneksel formlardan Tanzimat ile Batılı anlamda oyunlara geçiş yapmış, Cumhuriyet döneminde toplumsal ve bireysel dramları işleyen önemli eserler vermiştir.
  • Her bir edebi tür, dönemin toplumsal, siyasi ve kültürel koşullarından etkilenerek farklı akımların (realizm, romantizm, toplumcu gerçekçilik, modernizm vb.) etkisiyle şekillenmiştir.
  • Namık Kemal, Halit Ziya, Yakup Kadri, Yaşar Kemal, Oğuz Atay, Orhan Pamuk (roman); Fuzûlî, Yunus Emre, Yahya Kemal, Nazım Hikmet, Orhan Veli, Cemal Süreya (şiir); Şinasi, Namık Kemal, Haldun Taner, Güngör Dilmen (tiyatro) gibi isimler, Türk edebiyatının önemli temsilcileridir.

Edebiyat Yolculuğunuza Devam Edin

Türk edebiyatının bu zengin dünyasına yaptığımız yolculuk, önemli romanları, şiirleri ve tiyatro eserlerini yüzeysel de olsa keşfetmemizi sağladı. Her bir eser, yazıldığı dönemin ruhunu, toplumsal yapısını ve bireysel insan hikayelerini kendi özgün diliyle yansıtır. Bu eserler, sadece edebi birer metin olmanın ötesinde, bizlere kültürel mirasımızı anlama ve gelecek nesillere aktarma sorumluluğunu da yükler.

Edebiyat, geçmişle gelecek arasında bir köprü kurar, farklı bakış açıları sunar ve empati kurma yeteneğimizi geliştirir. Bu makalede bahsedilen eserler, Türk edebiyatının yalnızca küçük bir kısmını temsil etmektedir. Kendi ilgi alanlarınıza göre derinlemesine okumalar yaparak bu büyülü dünyayı keşfetmeye devam etmeniz, bilgi birikiminizi artıracak ve sanat zevkinizi geliştirecektir. Unutmayın, her yeni okuduğunuz eser, size yeni bir dünya kapısı aralayacaktır.

Deniz

DersMerkezi.net.tr’nin yazarı, eğitim alanında yıllara dayanan deneyime sahip bir uzmandır ve öğrencilerin öğrenme sürecini desteklemeyi hedefler. Matematik, fen bilimleri, tarih, dil ve edebiyat başta olmak üzere birçok ders alanında içerik üretir ve konuları sade, anlaşılır ve adım adım rehberler halinde sunar.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu